RENAULT 9-11 KULÜBÜ

Türkiye'nin İlk ve Tek Renault 9-11 Kulübü
Zaman: Cum Oca 19, 2018 9:32 pm

Tüm zamanlar UTC




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 93 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Kırım/Ukrayna 2011 Gezimiz
MesajGönderilme zamanı: Pzt Eyl 05, 2011 7:53 am 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Eyl 04, 2011 3:49 pm
Mesajlar: 6993
Konum: Ankara
Neden Kırım

Kırım'a gitme fikri ilk defa sevgili eşimin babaannesini kaybettiği 2008 senesinde ortaya çıkmıştı. Hayatı memeleket hasretiyle sona eren pamuk babaannenin ardından, Kırım'a gitmek oradaki kayıp akrabaları bulmak için aynı zamanda değişik bir ülkeyi, coğrafyayı farklı bir kültürü tanımak için ilk defa geçtiğimiz 2010 yazında bu geziyi yapmaya niyetlenmiştik fakat bir takım durumların tam netleşmemesi sonucunda, bu geziyi ancak 2011 yazında gerçekleştirebildik. Çok şükür kazasız belasız geçen bir 15 günün ardından da evimize sağ sağlim ulaştık.

Mevcut Durum ve Kısa Tarihi


Genellikle seks turizimi ile özdeşleşmiş, Ukrayna'ya bağlı olam Kırım yarımadası, Ukrayna ve Rusya'nın en güzel ve gözde tatil mekanıdır. Tarihi boyunca birçok devletin boyunduruğuna girmiş bu verimli ve bir o kadar güzel yarımada şu anda Ukrayna toprağı olarak görünsede, çoğunluk halkını malasef Ruslar oluşturmaktadır. Bu coğrafyanın gerçek sahipleri olan Kırım Tatarları ise şu anda Kırım nüfusunun %10'lık kesimini teşkil etmektedirler.

Kırım'ın bizim için önemli basit tarihi 1300'lü yıllardaki Moğollar ve çoğunluğu Kuman ve Kıpçak Türklerinden oluşan Altınordu Türk devletinin bu toprakları istilasıyla başlıyor. Daha sonra ilk Kırım hanı Hacı Giray Han'ın kurduğu Kırım hanlığı ve Osmanlının bölgeye gelişinden sonra Özerk bir devlet olarak Kırım Hanlığı 1750'li yıllardaki Rus işgalinden sonra ciddi bir yıkıma uğruyor. Mevcut çoğunluk olan Kırım Tatar Türkleri Moskofun elinde bir bir ezilmeye ve yavaş yavaş yok olmaya başlıyorlar. Rusların sıcak denizlere açılma planı dahilinde Sivastapol'a önemli bir askeri liman yapılıyor bölgedeki rus nüfusun arttırılması için tüm şehir ve köylere ruslar getirtilip yerleştirilmeye başlanıyor.

Tatarlara planlı şekilde uygulamaya başlanan soykırım ikinci dünya savaşının sonlarına doğru yani 1944 senesinde doruğa ulaştı. Stalin, bölgeyi Türklerden arındırmak için Tatarların Alman ordusu ile işbirliği yaptığını söyleyerek tüm Tatarları Özbekistan, Sibirya ve Ural'a bir gecede sürgün etti, Toplanmaları için sadece 10 dakika süre verilen Tatar Türkleri sadece üstlerindekileri ve yanlarına alabildikleri birkaç ufak tefek eşya ile yola çıkıp, evlerini, mallarını, hayvanlarını kısacası herşeylerini Ruslara bırakıp, Trenlerle hiç bilmedikleri yerlere sürüldüler. Bu sürgünün ilk senesinde Tatar nüfusunun %46'sı açlıktan ve hastalıktan öldü. Sürgün sırasında birçok tatarın Sovyet Ordusunda asker olarak savaşıyor olmasıda, Stalin'in bu insanlara yaptığı zulmü perçinlemiştir.

Zümrüdü Anka Kuşu gibi küllerinden doğan bir milletin hazin öyküsünü, bu gezi raporunun içinde sizlere kısaca anlatmaya çalışacağım.

Nasıl Gidilir

Ukrayna'ya gitmek için şu anda Hava, Kara ve Denizyolu mevcut. Biz eşime birlikteilk başta motosikletle gitmeyi düşündüğümüzden feribot ile gitmeye karar verdik. Bunun için Zonguldak-Yevpatoria limanları arasında tarifeli seferi olan Cenk Denizciliği tercih ettik. Ukrayna'daki bürokratik sıkıntıları etrafımızdan çok fazla işittik. Polislerin motorculara nasıl musallat olduğunu, gümrüklerde her türlü zorluğu yaşatıkları gibi..Bu yüzden ilk seferinde bize sıkıntı yaratmaması için motorla gitmekten vazgeçerek araba ile gitmeye karar verdik fakat Feribotun dönüş tarihi bize uymadığından bu fikrimizden de Zonguldak limanında vazgeçtik. Arabayı limana park ederek feribota sadece yolcu olarak bindik.

Ukrayna Türk vatandaşlarına vize uyguluyor. Turist vizesi 50 dolar, yalnız turist olarak gidiyorsanız Voucher denen otel rezervasyon belgesi yaptırmanız gerekiyor. Bu işlemi Ankara'daki elçiliğin karşısındaki turizm bürosu kişi başı 20 dolara yapıyor yani toplam masraf 70 dolar oluyor. İsterseniz 70 dolara doğrudan misafir vizesi de almanız mümkün fakat bunun için karşı tarafta bir adres göstermek gerekli. Adres bulmak kolaydı ama gideceğimiz kişiler tatar olunca, gümrükte çok sıkıntı çıkarırlar diye turist vizesi almayı tercih ettik. Vize yaklaşık iki gün içinde çıkıyor.

1.Gün

Feribotun kalkış saati akşam 18 bize saat 13 gibi limanda olmamızı söylediler. Bu yüzden sabah erkenden yollara düştük. İlk molamızı Mengen'deki Konak lokantasında verdik. Hayatımda içtiğim en harika çorbayı burada yapıyorlar, nefis Bulgur Çorbası :)

Resim

Ahanda bu çorba ;)
Resim

Sevgili eşim Ayşe
Resim

Bunlarda çorbadan geriye kalanlar :D
Resim

Aslan yattığı yerden belli oluyor.
Resim

Yol gayet güzel fakat sık sık yol çalışması var. Geçen sefer Devrek'te patlayan ön cam için bu sefer çok dikkatliyiz ama yinede ufak tefek taşlardan kaçamıyoruz. Ukrayna dönüşünde o taşların nasıl devede kulak kaldığını bilahare anlatacağım
Resim
Resim
Resim
Resim

Saat 12 gibi Limanda oluyoruz ama işlerin çok yavaş ilerlediğini görünce pasaportları firmaya teslim ederek Zonguldak içinde vakit geçirme turuna çıkıyoruz.
Resim
Resim
Resim
Resim

Sabri limanda Tırların arasındaki yerini alıyor :D
Resim

devam edecek...

_________________
www.uzaynet.com.tr


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Pzt Eyl 05, 2011 7:55 am 
Çevrimdışı
Çakma Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Eyl 04, 2011 6:50 pm
Mesajlar: 7960
bekliyoruz... :)

_________________
2011 Honda Accord 2.0 Ex
1979 Murat 131 T Stop


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Pzt Eyl 05, 2011 10:53 am 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Eyl 04, 2011 3:49 pm
Mesajlar: 6993
Konum: Ankara
1.Günün devamı...

Akşam saatlerine doğru park alanındaki Tırlar yavaş yavaş gemideki yerlerini almaya başlıyorlar. Bizde tatlı sohbeti ile vakit geçirdiğimiz Cenk Denizciliğin liman amiri Turan abi ile vedalaşarak Türkiye'den ayrılmak üzere gemiye doğru ilerliyoruz. Ayşe ve bende hayatımızda ilk defa bu tip bir gemi yolculuğuna çıkıyoruz. Yolculuğumuz yaklaşık 16 saat sürecek. İkimizinde çok heyacanlı olduğunu söylemeye gerek yok sanırım :)

Resim

Feribotla aracını götürecek olanlar için, Turing kurumu fotoğraftaki marketin üst katında limanın içinde Ukrayna için sadece 80 liraya triptik karnesi almak yeterli. Araç sigortası Ukrayna tarafında yaptırılabiliyormuş.

Resim
Resim

Gemideki kamaramızdan, ilk başta sallantıdan dolayı biraz uyumakta güçlük çeksekde uykuya daldıktan sonra insana beşik gibi geliyor :). Kamaranın diğer fotoları net çıkmamış tek net çıkan tuvalet banyo

Resim

Zonduldak'ta gün batıyor ve akşam 8 sularında Kaptanın ''vira bismillah'' sözüyle limandan ayrılıyoruz.

Resim
Resim
Resim

Bu kadar TIR'ı santim santim gemiye sığdırmanın, nasıl bir yetenek olduğunu anlatmaya gerek yok sanırım.

Resim

devam edecek...

_________________
www.uzaynet.com.tr


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Pzt Eyl 05, 2011 11:23 am 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Eyl 04, 2011 3:49 pm
Mesajlar: 6993
Konum: Ankara
Ertesi sabah nefis bir havada güne uyanıyoruz, etrafımızda uçan kuşlar bize karanın yakın olduğunu söylüyorlar. Sabah 10 gibi Sivastapol açıklarında da telefonlarımız da çekmeye başlıyor. Yakınlarımızı arayıp herşeyin yolunda olduğuna dair kısa görüşmelere yapıyoruz. Arada sırada su üstüne çıkarak, zıplayan Yunusları gördükçe keyfimiz bir kat daha artıyor.

Geminin süvarisi Fatih Kaptan çok candan ve samimi, gündüz bütün yolculuğu Kaptan köşkünde geçirdik desek abartmış olmam.

Kaldığımız kamaranın önünde bir poz.
Resim
Resim
Resim
Resim

Gemi nihayet Yevpatoria açıklarına yanaşıyor, fakat limana giremiyoruz çünkü limanda başka bir gemi yükleme yapıyor. Liman diyince öyle büyük birşey düşünmeyin bir gemi yanaşacak kadar bir alan işte. Açığa demirleyip diğer geminin ayrılmasını bekliyoruz. Limandaki geminin gece 10'da önce çıkamayacağını öğrenince de biraz daha canımız sıkılıyor fakat yapacak birşey yok diyerek, bizde diğerleri gibi başlıyoruz beklemeye.

Resim

Meğer Tır şöförleri ve gemiciler bu tip aksaklıklara alışıklarmış, bu yüzden herkes bir yerlerden oltalarını çıkarıp sallıyorlar denize. Artık kimin kısmetine ne düşerse diye başlıyoruz balıkları çekmeye. Tayfalar ve yolcular balıkları tutuyor, kaptanda bir yandan balıkları temizliyor. Ortada dönen muhabbeti anlatmaya bile gerek yok herhalde.

Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim

Bu istavrit safmıdır nedir, yem yok birşey yok atlıyor çapari denen tüye, bizi bile essahdan balıkçı hissettiriyor namussuz :D

Resim
Resim
Resim

Balığın mezesi müzik olmassa, balığın tadı olur mu? Tayfalardan birisi müzisyenmiş o çalıyor biz söylüyoruz. Bir alem başlıyor ki anlatamam. Tuttuğumuz balıkları hep birlikte mideye indiriyoruz. Bu arada geminin ahçısının maşallahı var, adam bize Pizza bile yapıyor tadı nefis. Günün sonunda Ayşe'de bende iyiki gemi geç yanaşmış limana diyoruz..

Resim

Hangisini ben tuttum söylemem :D

Resim

_________________
www.uzaynet.com.tr


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Pzt Eyl 05, 2011 12:24 pm 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Eyl 04, 2011 10:40 am
Mesajlar: 4787
Konum: Tekirdağ / Şarköy
Abi Bekliyoruz Ne zaman Yanaşıp Fiestaya Bineceksiniz ?
Bizim Burda da istavritler çapariye geliyor akşam hava bozuk olmasına hatta sahil güvenlik bot komutanının ikazlarına rağmen 3 saat kadar azgın dalgalarla mücadele edip 1 kasaya yakın istavrit tuttum çapari ile At Çek 7-10 tane arası geliyo...

_________________
Biz, Bize Gerici Diyenlere;
DEH Demek İçin Gerideyiz...


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Pzt Eyl 05, 2011 12:32 pm 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzt Eyl 05, 2011 12:23 pm
Mesajlar: 407
Konum: Mersin
çok güzele benziyor gezi abi.Devamını bekliyoruz.Bu arada Zonguldakıda özlemişim.orda otururken Evimiz Limana yakındı.


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Pzt Eyl 05, 2011 12:42 pm 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Eyl 04, 2011 3:49 pm
Mesajlar: 6993
Konum: Ankara
Ahmet çapari emekli işi, akşama kadar kasa kasa balık tutmaman içten bile değil :D

Mustafa, baban polis olunca sizde çok gezmişsiniz maşallah.

_________________
www.uzaynet.com.tr


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Pzt Eyl 05, 2011 3:19 pm 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzt Eyl 05, 2011 9:29 am
Mesajlar: 3571
Abi kareler çok nefis. ;) :D

_________________
Bâki kalan bu kubbede hoş bir sâda imiş...


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Pzt Eyl 05, 2011 3:25 pm 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzt Eyl 05, 2011 8:40 am
Mesajlar: 3728
Konum: Eskişehir 93 RENAULT 11 RAINBOW
cok güzel bi gezi olmuş burçinhan her zamanki gibi ;)

_________________
1.6 TeaM ForEveR

Biz bize yeteriz 1.4 severiz


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Pzt Eyl 05, 2011 4:22 pm 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Eyl 04, 2011 10:40 am
Mesajlar: 4787
Konum: Tekirdağ / Şarköy
burcinhan yazdı:
Ahmet çapari emekli işi, akşama kadar kasa kasa balık tutmaman içten bile değil :D

Mustafa, baban polis olunca sizde çok gezmişsiniz maşallah.


Sezon Açıldı Burcinhan Abi 200 metre ağ yaptıracağım şimdi hazır palamut istanbul boğazından geçmeye yeni başlamış 15-20 güne gelir bu tarafa en az 1 kaç maaş çıkartmam lazım :twisted:

_________________
Biz, Bize Gerici Diyenlere;
DEH Demek İçin Gerideyiz...


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Pzt Eyl 05, 2011 4:29 pm 
Çevrimdışı

Kayıt: Pzr Eyl 04, 2011 5:14 pm
Mesajlar: 435
Konum: İstanbul
Gezi yapmak kolay da böyle güzel anlatıma sahip olmak zor. Ben gitsem aynı yere 2 satır bile yazamam hakkında :) Şu ana kadar olan kısım imrenilecek cinsten devamını bekliyorum ;)


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Sal Eyl 06, 2011 6:27 am 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzt Eyl 05, 2011 5:53 am
Mesajlar: 822
Devamını dört gözle bekliyoruz :)

_________________
Sular yükselince, balıklar karıncaları
Sular çekilince de karıncalar balıkları yer...
Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir!
Çünkü kimin kimi yiyeceğini suyun akışı
Suyun Akışını da Mevla Teala (c.c.) belirler...


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Sal Eyl 06, 2011 6:44 am 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Eyl 04, 2011 3:49 pm
Mesajlar: 6993
Konum: Ankara
2.Gün

Nihayet gemi limana yanaşıyor, elinde köpekleri telsizleri polis mi asker mi olduklarını anlayamadığım bir sürü Ukrayna'lı gemiye doluşuyor. Geminin içinde pasaportlarla, yolcuları tek tek kontrol ediyorlar. Neyseki biz sadece yolcu olduğumuz için gemiden ilk inme hakkı bizim, Tır şöferelri biraz daha bekleyecekelr. Kaptan Fatih'in eşliğinde gemidekilerle vedalaşıp Gümrük denen konteynırın önüne yanaşıyoruz. Bizim Halk Ekmek büfesi kadar bir yer fotoğraf çekmek yasak olduğu için buranın görüntüleri malasef elimde yok. Neysa kaptan gidip içeridekilerle görüşüp bizim misafiri olduğunu anlatıyor. Eğer kaptan bu görüşmeyi yapmasa valizlerde ne var ne yok, çarşı pazar ortaya döküyorlarmış. Amaç içinden kendilerince uygunsuz birşeyler yakalayıp rüşvet koparabilmek.

Ukrayna'da herşey rüşvetle dönüyor mesela askere gitmek istiyorsun, niye gitmek istiyorsun diye soruyorlarmış sen de şu cevabı verdin ''işe gireceğim'' çıkar o zaman 5.000 dolar seni askere alalım diyebiliyorlarmış. Ya da tam tersi askere gitmek istemiyorsun aynı soruya cevap şu şekilde ''madem gitemek askere gitmek istemiyorsun yine çıkar 5.000 dolar'' gibi örnekleri her an yaşamaya müsait bir ülke burası. Hani tavuk ile yumurta hikayesi var ya, işte o hikayenin kaynağı burası :D

Neyse efendim bizim karşılamaya gelecek olan Reşat abi bizi arabasıyla alıp evine götürüyor. Gittiğimiz yer köy Sadevo köyü olarak geçiyor, Yevpatoria limanına 167 km uzaklıkta. Köy dediysek bizdeki köylerle alakası yok, gayet düzgün yerleşim planı olan, yamalıda olsa asflatdan yolları bulunan, marketi, kasabı, manavı, pazarı, camisi, kilisesi olan bir yer. Ukrayna'nın her köşesinde Sovyetlerin komünist düzenin etkisini görmek mümkün.

Sabah erkeden kalkıp köyü biraz dolanmaya çıkıyoruz, ne de olsa buradaki resmi olarak ilk günümüz :) Köy halkı genellikle seracılıkla uğraşıyor, burada ürettikleri domates, biber, salatalığı Moskova'daki tüccarlara satıyorlarmış. Burası için kazançlı bir iş olsa gerek herkesin serası var.

Resim

Kırım iki parçadan oluşuyor. Kızım Özerk Cumhuriyeti'nin Başkenti Akmescit'in kuzeyi ve güneyi şeklinde. Ülkenin kuzeyi ''çöl'' dedikleri, bizim Konya ovasına çok benzeyen genelde üzüm bağları ayçiçek, patates, buğday, arpa yetişen topraklara sahip. Güney kısmındaki yüksek dağlar ve ardındaki sahil şeridine ise Tatarlar ''Yalı Boyu'' diyorlar. Burada konuşulan Türkçe bizim Türkçe'ye çok yakın. Çöl tatarlarına ise ''Nogay'' diyorlar. Tabiki güney taraf ciddi yeşil bizim Karadeniz sahilimize gerçekten de çok benziyor.

Resim
Resim

Gezerken bir okula denk geliyoruz etrafı ve içerisi yıkık dökük, ilerleyen zamanlarda bu fakirliği daha çok göreceğiz.
Resim

Ukrayna'nın fix manzarası heryerde içki şişeleri, özellikle bu tip tarihi anıtların etrafında dahada fazla.
Resim

Bu ikinci dünya savaşı anıtlarından, her yerde var desem abartmış olmam. Küçük Kırım'da bile herhalde yüzlerce vardır. Bu anıtta savaşta ölen Sadevo köylülerinin isimleri yazılı.
Resim
Resim
Resim

Dünyanın üzerine orak çekiç çizmişler ama kafası iyi bir arkadaş içki şişesinin etiketi ile anıta kendince farklı bir hava katmış. Aslında bu durum Ukrayna'nın özeti gibi..
Resim

Sabahın erken saatleri olmasına rağmen köyülüler pazara çıkıp birşeyler satmaya çalışıyorlar. Üç beş tane soğan için bile tezgah açanları görmek mümkün.
Resim

Bu heykelleride köyün çoçuk parkında gördük. Diğerleri bundan da iğrençler, çoçuk parkı mı korku tüneli mi belli değil..
Resim

_________________
www.uzaynet.com.tr


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Sal Eyl 06, 2011 7:09 am 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cmt Eyl 03, 2011 10:07 am
Mesajlar: 5515
Konum: İzmir
abi sanırım o şişeler kvas şişesi. %1 alkol içeren yerel içecek ama trafikde %1 alkollü olmak bile bela. Çünkü bu memleketlerde en popüler meslek trafik polisliği :D

_________________
halen yaya :)


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Sal Eyl 06, 2011 7:14 am 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Eyl 04, 2011 3:49 pm
Mesajlar: 6993
Konum: Ankara
barut yazdı:
abi sanırım o şişeler kvas şişesi. %1 alkol içeren yerel içecek ama trafikde %1 alkollü olmak bile bela. Çünkü bu memleketlerde en popüler meslek trafik polisliği :D


Önemli değil, onlar da Türklerin pratik zekası yok (ileride anlatılacak) :D

_________________
www.uzaynet.com.tr


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Sal Eyl 06, 2011 11:55 am 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Eyl 04, 2011 3:49 pm
Mesajlar: 6993
Konum: Ankara
Kırım'ı araba kiralayarak gezmeyi planlıyoruz fakat bilindik firmalar (Avis, budget,hertz,sixt v.s..) sadece Simferepol Havalimanında yani başkent Akmescit'de ve en önemlisi pazar günü çalışmıyorlar. Mecburen pazartesini beklemek zorunda kalıyoruz. O günü bol bol dinlenerek geçiriyoruz. Akşamüstü Ayşe babasının doğduğu köy olan Kulçora'ya gitmek istiyor, sağolsun Reşat abi de bizi kırmayarak kendi arabasıyla bizi Kulçora'ya götürüyor.

Reşat abi çok iyi bir kaporta ustası yaptığı işlere detaylıca inceledim harika bir işçiliği var, evinin bir bölümünü atölye haline getirmiş burada araba topluyor. Namı tüm Kırım'a yayılmış uzak şehirlerden bile araba getiriyorlarmış.
Resim
Resim

Tatarların sofraları çok zengin ve lezzetli. Hangi eve giderseniz gidin fakir yada varlıklı size birşeyler ikram etmek için adeta yırtınıyorlar.

Tatar Aşı (Mantı)
Resim

Yemekten bir kare
Resim

Biliyorum günün bu saatinede olmaz ama Tatarların olmassa olmazı Çibörek ve Peremeç, yazarken bile ağzım sulandı :D
Resim
Resim

_________________
www.uzaynet.com.tr


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Sal Eyl 06, 2011 1:14 pm 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzt Eyl 05, 2011 2:38 pm
Mesajlar: 1723
Konum: ELAZIĞ
çok güzel anlatım ve kareler abi.teşekkürlerimi sunuyorum,ben gidip görmüş gibi hissettim vallaha. :lol:

_________________
Âmalimiz, efkârimiz ikbâl-i vatandir, OSMANLILARIZ ziynetimiz kanli kefendir...

Kavgada sehadetle butun kâm aliriz biz OSMANLILARIZ can veririz nâm aliriz BİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Sal Eyl 06, 2011 1:29 pm 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Cmt Eyl 03, 2011 10:07 am
Mesajlar: 5515
Konum: İzmir
metem11 yazdı:
çok güzel anlatım ve kareler abi.teşekkürlerimi sunuyorum,ben gidip görmüş gibi hissettim vallaha. :lol:


o çiğ börek yenmeden bişey hissedilmez kardeşim :D

_________________
halen yaya :)


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Sal Eyl 06, 2011 1:35 pm 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzt Eyl 05, 2011 2:38 pm
Mesajlar: 1723
Konum: ELAZIĞ
barut yazdı:
metem11 yazdı:
çok güzel anlatım ve kareler abi.teşekkürlerimi sunuyorum,ben gidip görmüş gibi hissettim vallaha. :lol:


o çiğ börek yenmeden bişey hissedilmez kardeşim :D


heheh orası doğru tabi abi.onun yerine çiğköfteyi yufka ekmeğine sarıp yesek olmaz demi :o

_________________
Âmalimiz, efkârimiz ikbâl-i vatandir, OSMANLILARIZ ziynetimiz kanli kefendir...

Kavgada sehadetle butun kâm aliriz biz OSMANLILARIZ can veririz nâm aliriz BİZ.


Başa Dön
 Profil  
 
MesajGönderilme zamanı: Sal Eyl 06, 2011 6:05 pm 
Çevrimdışı
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Pzr Eyl 04, 2011 3:49 pm
Mesajlar: 6993
Konum: Ankara
Çibörekleri nasıl hafif yapıyorlarsa, midede hiç şişlik yapmıyor. Abartmıyorum, Tayfun'la karşılıklı otursak kelle başı onar tane götürürüz :D

_________________
www.uzaynet.com.tr


Başa Dön
 Profil  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 93 mesaj ]  Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5  Sonraki

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye